EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA

KANUNİ/KURAL MAL REJİMİ
( EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİ)
I. GENEL OLARAK DÜZENLEME
4721 sayılı Türk Medeni Kanununda kural/kanuni mal rejimi olarak edinilmiş
mallara katılma rejimi benimsenmiştir( TMK m. 202 /1). Bu rejimde, edinilmiş mallar ve kişisel mallar olmak üzere her eşe ait iki çeşit mal vardır.
Kanunda bir edinilmiş ve kişisel malların neler olduğu sırasıyla 219 ve 220.maddelerde gösterilmiştir. Şimdi bunlara kısaca bakalım.
A. Edinilmiş mallar
1. Kanuni Edinilmiş Mallar
Kanunda edinilmiş mal; “her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği mal varlığı değerleri” olarak ifade edilmiştir ( TMK m. 219 /1) .
a. Edinilmiş Malda Bilinmeyenler, Katılma Alacağı Kavramı ve “Karşılık”
Edinilmiş mallarda, katılma alacağı kavramı artık değere katılma ifadesi yerine kullanılmaktadır. Aşağıda açıklanacağı üzere katılma alacağı bir eşin mallarının yarısına katılmak değil, artık eğerin yarısına katılmak olarak kullanılmalıdır. Yasada ifadesini bulan eşinin çalışması karşılığı kavramında karşılığın neleri ifade ettiğine bakmak gerekir. Karşılık kavramı ile eşlerden birisinin emeği karşılığı elde ettiği malvarlığının ifade edildiği kabul edilmektedir.
b. Edinilmiş Malda Kanuni Örneklemeler
aa. Çalışma Karşılığı Edinmeler
Çalışma karşılığı edinimler bir bedel karşılığı yapılan mesleki ve bedeni faaliyet sonucu elde edilen mal varlıklardır. Kuşkusuz faaliyet bir ticari işletmenin çalıştırılması şeklinde de olabilir ve buradan elde elden kazançlar da edinilmiş maldır.
Edinilmiş malların temelinde emek, çalışma ve işgücü esası hakimdir. Bu bağlamda ölünceye kadar bakma akdi çerçevesinde elde edilen mallar edinilmiş maldır. Çalışma fikri ve bedeni olabilir.Bu ilke ışığında, çalışma ve emek karşılığı olmayan, örneğin, bağış, miras yoluyla gelen mallar, edinilmiş mal değil, kişisel maldır. Ancak bu bağlamda sözgelimi bir garsona verilen bahşişin çalışma karşılığı olduğunun kabulü gerekir.
Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait olan ve evlilik birliği içinde edinilmeyen mallar, kişisel mallardır.
bb. Sosyal Güvenlik, Sosyal Yardım Ve Sandık Ödemeleri
Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacıyla kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler,(sözgelimi, emekli sandığı, sosyal sigortalar kurumu, bağ-kur ve personeline yardım amacıyla kurulan yardımlaşma ve dayanışma sandıklarınca yapılan ödemeler) edinilmiş maldır. Unutmamak ve karıştırmamak gerekir ki, sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca ya da çalışma gücünün kaybı nedeniyle hak sahibi eşe ödenen tazminatların, mal rejiminin sona ermesinden sonra bakiye hayat süresine tekabül eden kısmı o eşin kişisel maldır. Bunun hesabını aşağıda kişisel mallar kısmında yapacağız. Emekli ikramiyesi ise bu yönteme tabi olmayıp edinilmiş mallara katılma rejimi döneminde alınan emekli ikramiyesi edinilmiş maldır. Yargıtay uygulaması da bu yöndedir.
cc. İşgücü Kaybı Tazminatları
İşgücü kaybı nedeniyle ödenen tazminatlarda edinilmiş maldır
(TMK 219/3).Sözgelimi iş kazası sonucu ödenen tazminatlar ile trafik kazası sonucu ödenen tazminatlar bu kapsamdadır. Kuşkusuz mal rejiminin devam ettiği süreyi kapsayan dönem için verilen tazminatların edinilmiş mal olacağı açıktır. Öğretide bu kurum ve kuruluşlarca yapılan ödemeler dışında, özel hayat sigortası yapan şirketler tarafından yapılan ödemeler kişisel mal sayılacağı ileri sürülmektedir.özel hayat sigortalarına sigorta pirimi edinilmiş mallardan aynı yerde Kurumların tek bir sosyal güvenlik çatısı altında birleştirildiğini hatırlatmak gerekir. ödenmiş ise, sigorta şirketinin yaptığı ödemelerin de edinilmiş mal sayılması gerektiğini doktrinde savunulmaktadır
dd.Kişisel Malların Semereleri
Kişisel malların gelirleri de edinilmiş mal sayılacaktır. Sözgelimi evlenirken
kadına babası tarafından bir inek verilmiş olsun, ineğin kendisi kişisel mal iken, evlilik sırasında ondan elde edilen süt ile doğan buzağı edinilmiş maldır. Yine eşlerden birine, babasından intikal eden taşınmaz, kiraya verilmiş ise, kira geliri edinilmiş maldır. Bankaya yatırılan manevi tazminat kişisel mal iken, faiz geliri edinilmiş maldır. Ancak, eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kişisel malların gelirlerini ve bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş mallara dahil olması gereken mal varlığı değerlerinin edinilmiş mallarla dahil olmayacağını kararlaştırabilirler (TMK. m.221).
ee. Edinilmiş Malların Yerine Geçen Değerler
Edinilmiş mal satılıp yerine başka bir mal alındıysa o da edinilmiş mal olacaktır. Sözgelimi evlilik sırasında bir eşin maaş geliri ile aldığı araba edinilmiş maldır. Bunu satıp ev alması halinde ev de edinilmiş maldır. Benzer şekilde kadın kazancını tasarruf edip altın almış sonra bozdurarak araba almışsa araba da edinilmiş malın yerine geçecektir. Bu değerler hem edinilmiş mal hem de kişisel maldan karşılanmışsa yapılan katkının ağırlığına göre değerlendirme yapılır. Yani katkının ağırlığı edinilmiş malda ise bu değer edinilmiş mal kabul edilecek, ancak kişisel mal lehine bir denkleştirme yapılacaktır. Katkı eşit olursa edinilmiş mal kabul edilir. Mülkiyet hakkını satarak başka bir hak, sözgelimi sınırlı ayni hak alınması durumunda bu hak edinilmiş mal yerine geçen değerdir.
2. Akdi Edinilmiş Mallar
Eşler ortak olmayan çocuklarının ve onların altsoylarının saklı paylarını zedelememek kaydıyla artık değere katılmada mal rejimi sözleşmesiyle başka bir esas kabul edilebilir(TMK m.237).
B. Kişisel Mallar
1. Kanuni kişisel mallar
a. Kişisel mal kavramı
Edinilmiş mallara girmeyen diğer mal varlıkları sadece eşlerden birisi ile ilgili malvarlığı olarak kabul edilmektedir. Kanunda örnekleme yoluyla kimi malların kişisel mal olacağı gösterilmiştir.
b. Kanuni Örneklemeler
aa. Kişisel Kullanıma Tahsisli Mal
Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyadır. Sözgelimi, makyaj takım, dikiş makinesi, epilasyon aleti, saç düzleştirici gibi eşyalar kadının kişisel kullanımına yarayan eşyadır. Buna karşılık kol düğmesi, traş makinesi gibi eşyalar erkeğin kişisel kullanımına yarayan eşyadır. Burada önemli olan eşyanın kullanma amacıdır. Bazı eşya ise eşlerin ortak kullanımında olabilir. Eşlerin herbirine ait giyim eşyaları da kişisel kullanıma tahsisli eşyadır. Çiftçinin, çiftçilik faaliyetinde kullandığı traktör ve ekipmanları, işi ve mesleği nakliyecilik olan kişinin, mesleğinin icrasına kullandığı kamyoneti yada nakliye aracı “kişisel kullanımına ait eşya” niteliğinde değildir. Avukatın, avukatlık mesleğini icra etmekte kullandığı kitapları da “kişisel kullanıma yarayan eşya” niteliğinde değildir. Bu nitelikteki eşyalar, bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş mallardır. Aşağıda belirtileceği gibi, eşler; yapacakları mal rejimi sözleşmesiyle, bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş mallara dahil olması gereken malvarlığı değerlerinin “kişisel mal sayılacağını” kabul edebilirler. (TMK. m.2217/1)
bb . Mal Rejiminin Başlangıcında Bir Eşe Ait Olan Mal
Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan malvarlığı değerler kişisel maldır(TMK m.220/2). Bir başka ifade ile mal rejimi kurulmadan önce bir mal kime ait ise onunun kişisel malı olmaya devam edecektir. Bu bağlamda sözgelimi evlenirken her bir eşin getirdiği çeyiz eşyası onun kişisel malıdır. Yine evlenmeden önce eşlerden birisine ait araba onun kişisel malıdır.
cc. Miras Yoluyla Edinilen Mallar
Edinilmiş mallara katılma rejiminin devamı süresince Bir eşin miras yoluylaelde ettiği malvarlığı değerleri kişisel maldır(TMK m.220/2). Mirastan feragat sözleşmesinde feragat ivaz, yasadaki ifadesiyle karşılık verilerek gerçekleşmişse alınan bu karşılık kişisel maldır zira zaten feragat etmeseydi de miras payı olarak intikal edecekti.
dd. Karşılıksız Kazanma
Bir eşin rejimin devamı süresince her şeyden önce herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği mal varlıkları onunu kişisel malıdır(TMKm.220/2). Bu bağlamda ölüme bağlı bir tasarrufla eşlerden birine bırakılmış olan mallar da kişisel maldır. Sözgelimi vasiyet edilen mallar karşılıksız olup lehine vasiyet yapılanın kişisel malıdır. Karşılıksız kazanmalarda karşımıza en çok çıkan bağış ve şans oyunlarıdır. Başlı başına her türlü bağış ve yardım karşılıksız kazandırmalardır. Şans oyunlarından başta piyango biletleri, toto , loto ,at yarışı gibi bu gibi akla gelebilecek her türlü şans oyunundan elde edilen kazanımlar kişisel mal kapsamında kalır. Bu bağlamda kumardan elde edilen gelirler de kişisel maldır. Kazandırıcı zaman aşımıyla elde edilen taşınmazlar da kişisel maldır. Yine bulunan bir define kişisel maldır.
ee. Manevi Tazminat
Manevi tazminat alacakları kişisel mal sayılırlar(TMK m.220/3). Manevi tazminat cismani zarar, ölüm yada kişilik haklarına saldırı vs nedeniyle açılan dava sonucu hükmedilmiş olan manevi tazminat alacağı olabilir.
ff. Kişisel Malların Yerine Geçen Değerler
Kişisel malların yerine geçen değerler de kişisel maldır(TMK m.220/4). Bu daha çok kişisel malın satılması yada takas vs yoluyla kişisel malın yerine başka bir malın ikame edilmesi ile olur. Sözgelimi mirasbırakandan intikal eden miras payı para ile ev alınmışsa, burada para kişisel mal ev ise, kişisel mal yerine geçen değerdir. Sonuçta ev de kişisel maldır. Kişisel malın yerine geçmede ikame edilen mal varlığı tamamen kişisel malların karşılanmamış olabilir. Bu durumda diğerine geçen değerin bedelinin yarıdan çoğu kişisel mallardan karşılanmış sa kişisel mal, yarıdan çoğu edinilmiş mallardan karşılanmazsa edinilmiş mal olarak değerlendirilecektir. Kuşkusuz bu halde her bir mal kesimi için denkleştirme istenebilecektir( TMK m. 230/1). Eşitlik durumunda malın edinilmiş mal olarak kabulü gerekir. Dikkat edilirse mirastan feragat sözleşmesinde bir ivaz yani bir karşılık alınıyor ise de bu karşılığı alan aynı zamanda miras payından vazgeçen eştir. Şans oyunları ve piyango gibi olgularda bilet bedeli, kupon bedeli karşılık değil midir gibi sorular akla gelmekte ise de bunun bir karşılık(ivaz) olmadığı açıktır.
gg. Sosyal Güvenlik, Sosyal Yardım Ve Sandık
Ödemelerinin Bakiyeleri
Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca ya da çalışma gücünün kaybı nedeniyle hak sahibi eşe ödenen tazminatların, mal rejiminin sona ermesinden sonra bakiye hayat süresine tekabül eden kısmı o eşin kişisel maldır. Buna ilişkin düzenlemede; “.Eşlerden birine sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca yapılmış olan toptan ödemeler veya iş gücünün kaybı dolayısıyla ödenmiş olan tazminat, toptan ödeme veya tazminat yerine ilgili sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumunca uygulanan usule göre, ömür boyu irat bağlanmış olsa idi, mal rejiminin sona erdiği tarihte bundan sonraki döneme ait iradın peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne olacak idiyse, tasfiyede o miktarda kişisel mal olarak hesaba katılır”(TMKm.228/2) hükmü yer almıştır. Yasal mal rejiminin geçerli olduğu dönemde alınan emekli ikramiyesinde peşin sermaye değeri hesabı yapılamaz. Zira emekli ikramiyesi edinilmiş maldır.
2. Akdi Kişisel Mallar
Bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan malvarlıkları kural olarak edinilmiş maldır. Ancak eşler mal rejimi sözleşmesiyle bu malların kişisel mal sayılacağını kabul edebilirler(TMK.m.221). Benzer şekilde eşler, mal rejimi sözleşmesiyle, kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağını da aralarında kararlaştırabilirler(TMK m. 221/2). Bu hallerde aslında edinilmiş mal niteliğinde olan bir mal varlığı sözleşme ile kişisel mal haline getirilmektedir.

II. EDİNİLMİŞ MALLARDA TASARRUF VE SORUMLULUK
A. Tasarruf
1. Kural
Edinilmiş mallara katılma rejiminde her eş yasal sınırlar içinde kişisel ve edinilmiş malları üzerinde yararlanma, yönetme ve bunlar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahiptir(TMK. m.223/1). Bu mallarını satabilir, üçüncü kişilere devredebilir veya bu mallar üzerinde üçüncü kişiler lehine sınırlı ayni hak tesis edebilir, kiraya verebilir. Bütün tasarruflar için kural olarak, diğer eşin iznine ihtiyaç yoktur. Tasarrufta bulunma aşağıda açıklayacağımız tek istisna dışında diğer eşin rızasına bağlı da değildir.
2. İstisna
Bu rejimde, eşlerin paylı mülkiyetinde olan bir mal varsa, eşlerden her biri kendi payı üzerinde aksine bir anlaşma yoksa, diğerinin rızası olmadan tasarrufta bulunamaz (TMK. m.223/2).
B. Sorumluluk
Kanuni rejim olan edinilmiş mallara katılma rejiminde, eşlerden her biri, kendi borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı bütün mal varlığıyla sorumludur (TMK. m.224, 246).37 Bu nedenle borçlu eşin ister kişisel olsun, isterse edinilmiş olsun,bütün mallarına haciz konulabilir.
III. EDİNİLMİŞ MALLARDA İSPAT
A. Kural
Yasa, bu rejimde “bir eşin bütün mallarını, aksi ispat edilinceye kadar edinilmişmal kabul etmiştir (TMK. m.222/son).
B. Kanuni Karineler
Kanun; bir malın kişisel mal mı yoksa edinilmiş mal mı olduğunu belirlemede ispat kolaylığı açısından bir takım karineler getirmiştir.
1. Temel Ölçü/İspat Külfeti
Belirli bir malın, eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür (m.222/1).
Akdi rejimlerden mal ayrılığı ve paylaşmalı mal ayrılığı rejiminde de durum aynıdır. Ancak Mal ortaklığı rejiminde, eşlerden her birinin kendi borçlarından, kişisel malları ile ortaklık mallarından sorumluluğu, farklı düzenlenmiştir TMK (268, 269) Bu hüküm esasında Türk Medeni Kanununun başlangıç hükümlerinde yer alan “ taraflardan her biri, iddiasını ispat etmeye mecburdur”(m.6) şeklindeki genel ispat külfetinin, mal rejimlerinde tekrar edilmiş halidir.
2. Mülkiyet İhtilafı Karinesi
Edinilmiş mallara katılma rejiminde işlerden hangisine ait olduğu ispat edilemeyen bir mal eşlerin paylı mülkiyetinde sayılır (m.222/2).
3. Varsayım Karinesi
Bir eşin bütün malları, aksi ispat edilinceye kadar edinilmiş mal kabul edilir(TMK m.222/son). Belirtmek gerekir ki, mal rejiminin tasfiyesi için açılmış bir davada, davalı, belirli bir malın kendi kişisel malı olduğunu savunuyor ve bu malın artık değer hesabında hesaba dahil edilmesini ileri sürüyorsa bunu usulünce kanıtlaması gerekir.
Kişisel mal olduğu kanıtlanamıyorsa, edinilmiş mal kabul edilerek artık değer hesabında edinilmiş mal olarak nazara alınacaktır.
IV. KANUNİ REJİME HAKİM OLAN İLKELER
A. Rejimi Seçebilme ve Değiştirebilme
Eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır. EEşlerin , mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini seçebilecekleri kabul edilmiştir(TMK. m.202/2).öte yandan eşlerin diledikleri zaman yasada belirtilen mal rejimlerinden birisini seçmek koşuluyla- seçtikleri mal rejimini değiştirebilirler(TMK m.208). Kural/ kanuni mal rejimi üzerinde ise sınırlı şekilde bazı
değişiklikler yapabilirler. Bu durumlardan biri yukarıda ifade edildiği gibi; “ Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle, bir mesleğin icrası veya işletmenin faaliyeti sebebiyle doğan edinilmiş mallara dahil olması gereken malvarlığı değerlerinin kişisel mal sayılacağını kabul edebilirler”( TMK 221) kuralıdır.
Yine eşler artık değere katılma payını değiştirebilirler(TMK 237). Benzer şekilde eşler değer artış payından tamamen vazgeçebilecekleri gibi oranı da değiştirebilirler(TMK 227/3). Eşler, mal rejimi sözleşmesiyle kişisel malların gelirlerinin edinilmiş mallara dahil olmayacağını da kararlaştırabilirler
B. Artık Değerin Yarısı Üzerinde Hak Sahipliği
Edinilmiş mallara katılma rejiminde; eşlerden her birinin iki grup malı vardır: Kişisel malları ve edinilmiş malları. Bu rejimin devamı süresince bir eşin edinilmiş malları üzerinde, diğer eşin “katılma alacağı hakkı” vardır. Bu hak, esas itibarıyla ayni bir hak değil, kanundan doğan bir alacak hakkı niteliğindedir.
C. Ayni Hak Tanınmaması İlkesi
1. Kural
Kural olarak edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu süreçte rejimin sona ermesi halinde, eşin isteyebileceği hak bir alacak hakkıdır. Diğer bir ifade ile katılma alacağı ayın olarak istenemez. TMK madde 240’ta bunun istisnaları düzenlenmiştir. Şimdi bunlara kısaca bakalım.
2. İstisna
a. Ev Eşyası
Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddi biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir(TMK 197/1). İşte bu halde yani birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hakim, ev eşyasından yararlanmaya ilişkin önlemleri alır(TMK 197/2). Yine sağ kalan eş, müteveffa eşiyle birlikte kullandığı ev eşyası üzerinde kendisine mülkiyet hakkı tanınmasını isteyebilir(TMK m. 240/2).
b. Aile Konutu
Sağ kalan eş, eski yaşantısını devam ettirebilmesi için, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek,yetmez ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir(TMK m.240/1). Kukusuz mal rejimi sözleşmesiyle bunun aksi de kararlaştırılmış olabilir.
V. KANUNİ REJİMİN BAŞLAMA ANI
A. Evlenme
1. TMK dan önce
Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş olan eşler arasında, bu tarihe yani 1.1.2002’ye kadar tabi oldukları mal rejimi devam eder( 4722 sayılı Yürürlük Kanununun m.10/1).
Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önce evlenmiş olan eşler, yasanın yürürlüğe girdiği tarihte aralarında bir boşanma davası yoksa, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten başlayarak bir yıl içinde başka bir mal rejimini seçmedikleri taktirde bu tarihten geçerli olmak üzere kanuni mal rejimini, yani edinilmiş mallara katılma rejimini seçmiş sayılırlar(4722 sayılı Yürürlük Kanununun m.10/1).
Türk Medeni Kanununun yürürlüğe girmesinden önce açılmış olan boşanma veya iptal davaları sonuçlanıncaya kadar, eşler arasında tabi oldukları mal rejimi devam eder. Dava; boşanma veya iptal kararıyla sonuçlanırsa, bu mal rejiminin sona ermesine ilişkin hükümler uygulanır. Davanın retle sonuçlanması halinde, eşler, kararın kesinleşmesini izleyen bir yıl içinde başka bir mal rejimini seçmedikleri taktirde Kanunun yürürlük tarihinden geçerli olmak üzere yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimini seçmiş sayılırlar(4722 sayılı Yürürlük Kanununun m.10/2).
Şu kadar ki, eşler yukarıdaki fıkralarda öngörülen bir yıllık süre içinde mal rejimi sözleşmesiyle yasal mal rejiminin evlenme tarihinden geçerli olacağını kabul edebilirler4722 sayılı Yürürlük Kanununun m.10/3).
2. TMK dan sonra
Bilindiği gibi eşler akdi rejimlerden birini seçmedilerse yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli olacaktır.
? Yeni rejim döneminde evlenme ile evlenme tarihinden itibaren yasal mal rejimi başlamış olur.
? Eşlerin, mal rejimi sözleşmesiyle kabul ettikleri akdi mal rejiminden, yine yapacakları mal rejimi sözleşmesiyle edinilmiş mallara katılma rejimine geçmeleri halinde, bununla ilgili sözleşme tarihinden itibaren rejim başlamış olur.
Boşanma halinde, mal rejiminin tasfiyesinde; eşlerin bağlı olduğu rejime ilişkin hükümler uygulanır. (TMK. m.179)
? Mal ayrılığına geçişi gerektiren sebebin (TMK. m.206) ortadan kalkması halinde eşlerden birinin istemi üzerine, hâkim tarafından eski mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminedönülmesine karar verilebilir. Böyle bir durumda, bu kararın kesinleşme tarihinden itibaren (TMK. m.208/2) başlayacaktır.
Yeni bir mal rejimine geçiş ile mal rejimi başlamış olur.
V. KANUNİ REJİMİN SONA ERMESİ VE REJİMİN TASFİYESİ
A. Mal rejiminin sona ermesi halleri
1. Ölüm Ve Varsayımlar
Evlilik birliğinin ölümle sona ermesi halinde, ölüm tarihinden itibaren (TMK.m.225/1) sona erer. Kanunuda açıkça yer almamış ise de ölüm karinesi( TMK m. 31) ve gaiplik ( TMK m. 32) hallerinde de mal rejimi sona erer.41
2. Boşanma ve Evliliğin İptali
Boşanma ve evliliğin iptali halinde bu davaların dava tarihi itibariyle mal rejimi sona erer(TMK. m.225/2).Anlaşmalı boşanmada mal rejimi konusunda ayrıca bir anlaşma yoksa katılma alacağı ayrıca istenebilir.
3.Yeni Mal Rejimi Sözleşmesi Yapma
Eşlerin mal rejimi sözleşmesiyle, başka bir mal rejimini kabul etmeleri halinde, buna ilişkin sözleşme tarihinde önceki mal rejimi sona erer (TMK. 225/1).
4.Olağanüstü Rejime Geçme
Haklı sebeple mahkemece mal ayrılığına geçilmesine karar verilmesi halinde, buna ilişkin davanın, dava tarihinden geçerli olmak üzere (TMK. 225/2) önceki mal rejimi sona erer.
B. Mal Rejiminin Tasfiyesi
1. Kişisel Malların Geri Alınması
a. Genel Olarak
Eşler birbirlerinde bulunan kişisel mallarını mal rejiminin tasfiyesi sırasında isteyebilirler(TMK m.226/1).Bu noktada şunu belirtmek gerekir ki yönetim yararlanma ve tasarruf özgürlüğü çerçevesinde eşler çeyiz ve ziynet eşyalarını mal rejiminin tasfiyesine beklemek sizin her zaman isteyebilirler. Yargıtay uygulaması da bu yöndedir. Başka bir ifadeyle eşlerden biri çeyiz eşyası ya da ziynet eşyalarının iadesi yada bedeli için dava açması halinde mal rejiminin sona ermesi beklemeksizin bu istekler konusunda karar verilebilir. Açılmış bir boşanma ya da evliliğin iptali davası nın bulunması da gerekmez.
b. Çeyiz Eşyaları
Eşler evlenirken çeyiz olarak getirdiler eşyalar için her zaman dava açarak onların kendilerine geri verilmesini, şayet elden çıkarılmışsa bedellerini isteyebilirler. Bu davalar her türlü delile kanıtlanabilir. Eşya davalarında görevli mahkeme kural olarak aile mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise genel yetki kuralı olan davalının ikametgâhıdır. Kamu düzenine ilişkin kesin yetki kuralı yoktur. Yetkisizlik kararı için yetki itirazı gerekir. Eşya davalarında davalılar konusunda farklılıklar göze çarpar. Eşya taraflarla birlikte oturanlar sözgelimi kayınpeder kayınvalide tarafından alı konuluyorsa ya da eşyaların aidiyeti konusunda bu kişilerce uyuşmazlık çıkarılıyorsa bu kişiler ve davalı olarak gösterilebilir. Çeyizler eşlere müştereken verilmiş olabilir.
c. Ziynet eşyaları
Eşler mal rejimi sona ermeden de kişisel eşya niteliğindeki ziynet eşyalarını her zaman geri isteyebilirler. Bunları elden çıkmışsa bedelini isteyebilirler. Önemli bir nokta; ziynetlerin düğünde kadına takılmış ise kadının, kocaya takılmış ise kocanın kişisel malıdır. Ziynet alacağı davasında da görevli ve yetkili mahkeme çeyiz ve eşyalarında olduğu gibidir.
kişilerce ziynetlerin bozdurularak başka bir şey alındığı ya da doğrudan kayınvalide tarafından altınların saklanma amacıyla alındığı dava tipleri karşımıza çıkmaktadır. Bu hallerde ziynet eşyasına alıp satan ya da alıkoyan kişiye karşı da dava açılabilir.
Ziynet alacağı davası boşanma ile birlikte açılmış ise ayrıca nisbi harç alınması gerekir. Nispi harç başlangıçta alınmamışsa alınan başvuru harcı bu istek kısmını da kapsadığından nispi harcı n sonradan tamamlatılması gerekir.
Ziynet alacağı davasında karşılaşılan en ciddi sorun ispat sorunudur. Yargıtay uygulamasında ziynet alacağında bazı kriterlerin bu göz önünde bulundurulduğunu görmekteyiz. Bu nedenle uygulamaya ilişkin bir kararı aşağıya aynen alıyoruz: “Kanunda aksi öngörülmedikçe kural olarak herkes iddiasını isbatla yükümlüdür
(M.K.6). Ancak iddialar karşılaştığında kimin isbat yükü altında bulunduğunun tesbiti her zaman kolay olmamaktadır. Bunun için gerek ilmi gerekse kazai içtihatlarda bir
takım ölçülere yer verilmiştir.
a) Hemen bütün ilim adamlarının birleştiği ve Yargıtay uygulamasında kararlılık ifade eden ölçüye göre, isbat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer(Prof.Baki Kuru,Hukuk Muhakemeleri Usulü, l968,sh.372; Prof. İlhan Postacıoğlu,Medeni Yargılama Usulü, l970,sh.464; Prof.Necip Bilge, Hukuk Yargılamaları Usulü,l967, sh.449; Prof.Sabri Şakir Ansay Hukuk Muhakemeleri Usulü, l957,sh.248-249; Prof.Saim Üstündağ Hukuk Muhakemeleri Usulü, l973, sh.378)
b) İleri sürdürdüğü bir vakıadan lehine haklar çıkaran kimse iddia ettiği olayları ispat etmelidir(Prof.Saim Üstündağ,Age.l973 sh.397).
c) İspat yükü daha kolay başarana düşer(Prof.Saim Üstündağ,Age, Federal Mahkeme Kararına atfen).
#Davacı ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş,davalı ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olan bu çeşit eşyanın kadın üzerinede olması yada evde saklanmış, muhafaza edilmiş bulunmasıdır. Diğer bir deyimle bunların davalı tarafın zilyetlik ve siyanetine terk edilmiş olması olağana ters düşer.
#Diğer taraftan söz konusu eşya rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen nev’idendir. Onun için evden ayrılmayı tasarlıyan kadının buneları önceden götürmesi gizlemesi her zaman mümkündür.
#Davacı dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını, ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, isbat yükü altındadır.
# Olayda kadın, dava konusu ziynet eşyasının, götürülmesine engel olunduğunu ve zorla elinden alındığını,daha öncede götürme fırsatı elde edemediğini ispat edememiştir. Buna rağmen yukarıda yazılı ilkelerde hataya düşülerek davacı-davalı kadının ziynet alacağına ilişkin davasının reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.”
Ancak boşanma dava dilekçesinde ziynet alacağına ilişkin istek yoksa sonradan ziynet istenmesi harcı alınmış olsa bile bu isteği dava haline getirmez. Düğün sırasında kadına takılan ziynetler ona bağışlanmış kabul edilir. Bu ziynetlerin geleneksel olarak gösteriş amaçlı ya da emanet olarak takıldığı iddiası kendisine bu ziynetler takılan kişi tarafından kabul edilmediği sürece yine de ona bağışlanmış sayılır. Kuşkusuz bağıştan rücu koşullarının varlığı ve buna ilişkin iddialar ayrı bir değerlendirmenin konusudur( BK 244).
2. Paylı Malların Tasfiyesi Ve Kanuni Şufa Hakkı
Edinilmiş mallara katılma rejiminden, eşlerin paylı mülkiyetine konu bir mal varsa, tasfiye sırasında, eşlerden biri daha üstün bir yararı olduğunu ispat etmek ve diğerinin payının karşılığını ödemek suretiyle o malın bölünmeden kendisine verilmesini isteme hakkına sahiptir. Burada kanun koyucu, paylı mülkiyete tabi bir mal üzerinde, diğer eşe, payın kaşılığını vermek süretiyle o malın bölünmeden kendisine bırakılması hususunda kanuni bir alım hakkı tanımıştır (TMK. m.226/2). Bu alım hakkı, tasfiye sırasında kullanılabilir. Rejim sona ermeden yasal alım hakkının kullanılmasına imkan yoktur. Bu hakkın kullanılması için “üstün yarar ve karşılığını ödeme” şartlarının gerçekleşmesi gerekir
3.Katkı Payı(Değer Artış Payı Alacağı)
a. Kavram
Edinilmiş mallara katılma rejiminde iki temel dava ile karşılaşırız. Bunlardan biri Kanunun 227’nci maddesinde düzenlenen “ değer artış payından doğan alacak davası” yada “ Katkı Payı, katkı payı alacağı”diye adlandırılan dava türüdür.
Ayrıca, bu rejimde eşlerden biri, diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç yada uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı oranında alacak hakkına sahiptir. (Değer artışı payında doğan alacak)
b. Koşulları ve Usul
Değer Artış payı Kanunun 227. maddesinde açık bir şekilde düzenlenmiştir. “Eşlerden biri, diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç yada uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda, katkının başlangıçtaki değeri esas alınır/ Böyle bir malın daha önce elden çıkarılmış olması halinde hakim diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler. Eşler yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri gibi pay oranını da değiştirebilirler…” Bu düzenleme ile bir eşin, diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına yaptığı katkı karşılığını alması kuralı getirilmiştir. Malın edinilmesine iyileştirilmesine veya korunmasına yapılan katkı diğer eşinin kişisel malına yapılabileceği gibi edinilmiş mallarına da yapılabilir. Katkıyı yapan eşin diğer deyişin edinilmiş ya da kişilerin mallarına yaptığı katkı veya tasfiye sırasında diğeri de eşten istemesi davasına değer artış payı davası ya da kısaca katkı payı davası denmektedir. Bu yolla katki yapan ve iş diğeri eşin kişisel ya da edinilmiş malında meydana gelen değer artışını isteyebilmektedir.
Katkının mutlaka, parasal veya para ile ölçülebilen maddi bir değer konularak olması gerekir. Ev hanımı kadının salt ev işleri yapması katkı olarak kabul edilmemektedir.
1 1 2002 tarihinden sonraki katkı için tasfiye tarihindeki değer , 1 1 2002 tarihinden önceki katkı payı için dava tarihindeki değerinin esas alınacaktır. Burada değer artış payı alacağı için şunu da belirtmek isteriz ki, tarafların her ikisi de bir ücret karşılığı çalışıyorlar ya da her ikisinin de gelirleri varsa bu ekonomik koşulları göz önünde bulundurularak bir eşin diğerinin edimlerine katkısı olduğu varsayılır. Bu bağlamda katkı oranında tarafların gelirlerine vs göre özellikle 1 1 2002’den önceki dönem için katkı payı isteniyorsa kocanın 743 sayılı türk kanunu
medenisinin 152. maddesi uyarınca bakım yükümlülüğünün de göz önünde bulundurulması gerekir. Bu gibi durumlarda uzman bilirkişi görüşünden istifade edilmesinden fayda vardır. Hemen belirtelim ki, eşler; yazılı bir anlaşma ile değer artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri gibi, pay oranını da değiştirebilirler. Buna ilişkin anlaşmanın geçerliliği için yazılı şekilde yapılmış olması şarttır. Aksine bir anlaşma yoksa, değer artış payı alacağına, tasfiyenin sona ermesinden itibaren talep halinde faiz yürütülür.
c. İstenebilme ve Değerlendirme Zamanı
Değer artış payı davasının açılabilmesi için, mal rejiminin sona ermiş olması gerekir. Boşanma ve evliliğin iptali davası devam ederken değere artış payı için dava açılmış ise bu davaların sonucu bekletici mesele yapılır. Dava boşanma ve evliliğin iptali davası ile birlikte açılmışsa tefrik edilir. Şayet boşanma veya evliliğin iptali davası redle sonuçlanacak olursa, o takdirde, tefrik edilmiş olan bu davaların esasıyla ilgili karar verilemeyecek, açılan dava “ mal rejimi sona ermediğinden değer artış payı davasının esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına “ şeklindeki hüküm kurulmalıdır. Değer artış payı tasfiye anındaki değere göre hesaplanır ( TMK m.227/1). Tasfiye anının hâkimin tasfiye kararı verdiği tarih olduğunu unutmamak gerekir. Tartışmaları bir yana tasfiye tarihi mal rejiminin sona erdiği ya da evlilik birliğinin sona erdiği beyan değer artış payın davasının açıldığı tarih değildir. Kuşkusuz tasfiye konusunda taraflar aralarında bir sözleşme yapmışlarsa bu tarihin tasfiye tarihi olduğunu kabul etmek gerekir. Böyle bir paylaşma yok ise hâkimin tasfiyeye karar verdiği tarih diğer bir ifadeyle karar tarihi tasfiye tarihidir Unutmamak gerekiri ki gerek değer artış payı gerekse katılma alacağı davaları, boşanma veya evliliğin iptali davasıyla birlikte açılmış ise; bunlar için dava dilekçesinde “harca esas” bir değer gösterilmeli ve gösterilen bu değer üzerinden ayrıca nispi peşin harç yatırılmış olmalıdır.alınacak bir bilirkişi raporundaki hesabın karar tarihinden önceki bir tarihte olacağı açıktır. Bu noktada tasfiye tarihindeki değer belirlenmemiş olacaktır Önemli olan karar tarihine yakın bir hesaplama yapılmasıdır. Hesaplama tarihi karar tarihine uzasa bu takdirde elbette bilirkişiden ek bir rapor alınabileceği gibi hâkim fiyat endekslerindeki artış gibi birtakım kriterlerle değer artışını kendisi hakkaniyet çerçevesinde gerçekleştiredebilir.
Değer artışına konu malın daha önce elden çıkarılmış olması halinde hakim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler ( TMK m.227/2).
bb. Görev Ve Yetki
Değer artış payı davalarında görevli mahkeme aile mahkemesi yoksa bu sıfatla bakan asliye hukuk mahkemesidir. 1. 1. 2002 tarihinden önce açılmış dava varsa görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme yukarıda açıklanmış olup TMK 214 uyarınca belirlenir.

4. (Artık Değere) Katılma Alacağı
a. Tanım ve kavram
Edinilmiş mal olarak katılma rejiminin tavsiyesinde katılma alacağı ya da diğer bir ifade ile artık değere katılma alacağı ilkesi benimsenmiş olup, istisnalar dışında,
diğer mal rejimlerinin aksine ayın olarak paylaşma kabul edilmemiştir. Bu müessese kanunda “her eş veya mirasçıları diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi
olurlar alacaklar takas edilir”(TMK 236/1) şeklinde ifade edilmiştir.Özetle eşlerden birinin artık değerinin yarısı diğer eşin artık değer alacağıdır/
b. Katılma alacağı davası
aa. Tarafları
Katılma alacağı davasında davacı aslında eşlerden birisidir. Ancak katılma alacağının temliki mümkündür. Katılma alacağı dava sında davalı diğer eştir. Diğer eşin onamı olmadan yapılan kazandırmalar da bu malların edinilmiş mallara değer olarak eklenmesi gerekeceğinden(TMK m.229 ) 3. kişiler de bu durumda davalı olabilirler. Eşlerin ölüm halinde mirasçılarının da davacı veya davalı olabileceği unutulmamalıdır.
bb. Görev ve Yetki
Katılma alacağı davalarında görevli mahkeme aile mahkemesi, aile mahkemesi bulunmayan yerlerde bu sıfatla davaya bakan asliye mahkemeleridir. Yetkili mahkeme yukarıda açıklanmış olup TMK 214 uyarınca belirlenir.
cc. Yargılama Usulü
Katılma alacağının istenebilmesi için mal rejiminin sona ermesi gerekir. Bu nedenle açılmış bir boşanma ya da evliliğin iptali davası varsa sonucu beklenir.
Katılma alacağı davası boşanma veya evliliğin iptali davası ile birlikte açılmışsa tefrik edilir.Şayet boşanma veya evliliğin iptali davası redle sonuçlanacak olursa, tefrik edilmiş olan katılma alacağı davasının esasıyla ilgili karar verilemeyecek, açılan dava hakkında “ mal rejimi sona ermediğinden katılma alacağı davasının esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına “ şeklindeki hüküm kurulmalıdır.
Bu haller yoksa yani mal rejimi sona ermemişse ve açılmış bir boşanma ya da evliliğin iptali davası yoksa dava ret edilir.
Bir eş bütün mallar için katılma alacağı istemek zorunda değildir. Tek bir malda, sözgelimi diğer eş adına kayıtlı evdeki katılma alacağını tek başına isteyebilir.
dd. Zamanaşımı
Şayet eşler seçimlik mal mal rejimlerinden birisi konusunda aralarında bir sözleşme yapmışlar ise borçlar kanunu m.125 uyarınca zamanaşımı süresi 10 yıldır.
Eşler arasında bir mal rejimi sözleşmesi yoksa mal rejimi boşanma veya evliliğin iptali nedeniyle sona eriyorsa bu kararların kesinleşmesinden itibaren bir yıldır( TMK m. 178). Diğer hallerde mal rejiminin sona ermesinden veya katılma alacağının varlığının öğrenilmesinden itibaren bir yıl ve her halükarda 10 yıldır.“Davacı karşılık davalı kadının katılma alacağına ilişkin davasının görülebilmesi için eşler arasında geçerli bulunan edinilmiş mallara katılma rejiminin (TMK.md.218-241) sona ermesi (TMK.md.225) gerekmektedir.
d. Katılma Alacağının(artık değerin)Hesaplanması
aa. Aktiflerin tespiti
Katılma alacağının hesaplanmasında, mal rejiminin sona erme anındaki durumlarına göre, eşlerin kişisel malları ile edinilmiş malları ayrılır (TMK. m.228/1).Diğer bir ifade ile mallar kümelenir. Edinilmiş mallar yukarıda anlatılan ilkeler çerçevesinde belirlenir. Eşlerden birine sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumlarınca yapılmış olan toptan ödemeler veya iş gücünün kaybı dolayısıyla ödenmiş olan tazminat, toptan ödeme veya tazminat yerine ilgili sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumunca uygulanan usule göre, ömür boyu aylık irat bağlanmış olsaydı, mal rejiminin sona erdiği tarihte bundan sonraki döneme ait iradın peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne olacak idiyse, tasfiyede o miktar da kişisel mal olarak hesaba katılır (TMK. 228/2). Buna göre edinilmiş mallar şunlardır:
aaa. Mevcut edinilmiş mallar
Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş mallar tasfiye anındaki sürüm değerleriyle hesaba katılacaktır(m.232, 235/1) Kural basittir: Mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut olan malların tasfiye tarihindeki sürüm değerleri esas alınacak ve bu aktifler arasında yer alacaktır. Tasfiye tarihinin karar tarihi olduğunu unutulmamalıdır. Elbette harici bir taksim varsa durum farklıdır
bbb. Eklenecek Değerler
Aşağıda sayılanlar, edinilmiş mallara değer olarak eklenir. (TMK. m.229)
Edinilmiş mallara hesapta eklenecek olanların değeri, malın devredildiği tarih esas alınarak hesaplanır (TMK. m.235/2). 68
i. Onamsız Karşılıksız Kazandırmalar
Eşlerden birinin, mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızasını almadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalardır ve bunlar da aktiflerin hesabında esas alınır.
ii. Kasıtlı Devirler
Bir eşin, mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirlerdir ki bunlar o eşin aktifleri arasında yer alır.
ccc. Denkleştirme
Eşlerden birinin kişisel mallara ilişkin borçları edinilmiş mallardan karşılanmış ise ve de tasfiye sırasında denkleştirme talep edilmişse kişisel malların, edinilmiş mallardan karşılanan borçları aktif hesabına eklenir(TMK 230/1).
bb. Pasiflerin Tespiti
aaa. Katkı payı (değer artış payı)
Eğer katkı varsa, diğer eşe ödenmesi gereken Türk Medeni Kanununun 227’nci maddesi gereğince değer artış payından doğan alacak da pasifi oluşturur.
bbb. Kişisel Maldan Edinilmiş Mala Giden Karşılıklar(Denkleştirme)
Edinilmiş malların borçları ödenirken kişisel mallar kullanılmışsa ve denkleştirmede talep edilmişse, edinilmiş malların kişisel mallardan karşılanan borçları pasiflere eklenir (m.230/1).Değerlendirme değer artış payı kurallarına göre yapılır. Nitekim Kanunda; “Bir mal kesiminden diğer kesimdeki malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunulmuşsa, değer artması veya azalması durumunda denkleştirme, katkı oranına ve malın tasfiye zamanındaki değerine veya mal daha önce elden çıkarılmışsa hakkaniyete göre yapılır” (TMK 230/son) ifadesi kullanılmıştır.
ccc. Borçlar
Mal rejiminin sona erdiği sırada mevcut olan edinilmiş malların hala bir borcu varsa bu borç da pasifler arasında yer alır.
Her borç, ilişkin olduğu mal kesimini yükümlülük altına sokar. Bir borcun edinilmiş mallara mı yorsa kişisel mallara mı ait olduğu tespit edilemiyorsa edinilimiş malların borcu olduğu kabul edilir (TMK. 229/2)
c. Katılma Alacağının(Artık Değerin) Bulunması Ve Paylaştırılması
aaa. Artık Değerin Bulunması ve Formül
Artık değer aktiflerden pasiflerin indirilmesi ile elde edilen değerdir
Nitekim Kanunda “ artık değer; eklemeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere, her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktardır” (TMK. m.231) şeklinde ifade edilmiştir.
Katılma alacağının hesabında şu formül yol gösterici olacaktır.
+ + = AKTİF
+ + = PASİF
ARTIK DEĞER= AKTİF – PASİF
Kuşkusuz alacaklar varsa takas edilecektir(TMK 236).
Artık değerin 1/2’si talep edilebilir ki işte buna katılma alacağı denilmektedir.
Mal rejiminin sona erdiği anda mevcut olan malların tasfiye anındaki değerleri TMK 229 uyarınca varsa eklenecek değerler(elden çıkarma tarihindeki değer)Edinilmiş mallardan kişisel mallara giden değerler(TMK 230)
Edinilmiş malın borçları varsa ve istenmişse diğer eşe ödenecek değer artış payı(TMK 227) Kişisel maldan edinilmiş mala giden karşılıklar(denkleştirme)
o Öncelikle kadının kişisel malları; kadına gerek kendi ailesi gerekse de kocanın ailesi tarafından takılan ziynetler onun kişisel mallarıdır.
Babanın ölümüyle kadına intikal eden gerek taşınmazlar gerekse de para yani miras payı kadının kişisel malıdır.
o Kadının edinilmiş mallar; kadının edinilmiş malı bulunmamaktadır.
o Kocanın kişisel malı olarak; kocaya cebeci de babası tarafından hediye
edilen ev kişisel malıdır. Kocaya evlenme sırasında takılan altınları ile
paralar onun kişisel malıdır.
Konu hakkında rafine bilgisi olmayanlar; edinilmiş mallara katılma rejimini, “her eş diğer eşin
mallarının yarısını isteyebilir “ derler. Bu yanlış bilgi, artık değerin yarısı üzerindeki hak sahipliğini karıştırmak suretiyle oluşmaktadır.
o Kocanın edinilmiş malları; kocanın evlilik birliğinin devamı süresince çalışmasının karşılığı olarak aldığı maaşla yaptığı birikimler onun edinilmiş mallardır. Yine hocaya babası tarafından hediye edilen ev kişisel mal ise de bu evin kirası edinilmiş maldır. o Kişisel malın semereleri edinilmiş mal olacağından Cebecideki ev kişisel mal iken evin kirası edinilmiş maldır. Bu kira parası ile alınan otomobil ise edinilmiş malın yerine geçen değerdir.
Önce kadının TMK 227 maddesi uyarınca değer artış payı alacağını bulalım. Edinme tarihinde ev 200.000 TL olup, kadının katkısı ev edinilmesinde 10.000 TL ve iyileştirilmesinde 10.000 TL olmak üzere toplam 20.000 TL katkı yapmış, dolayısıyla katkı oranı % 10 dur. Keşif tarihi karar tarihine yakın olduğundan bu değeri tasfiye tarihindeki değer olarak alabiliriz. Dolayısıyla tasfiye tarihindeki değer 300.000 TL olup kadının değer artış payı alacağı 300.000X 10/100= 30.000TL dir.
Kadının değer artış payı alacağını bu şekilde bulduktan sonra, şimdi kocanın edinilmiş mallarını bulalım. Bunun için öncelikle TMK 230/son uyarınca kocanın kişisel mallarının denkleştirilmesini yapalım. Koca kişisel malı olan evi 100.000 ve otomobili 10.000 TL ye satmak suretiyle yeni evin edinilmesine katkıda bulnmuştur. Ev 200.000 TL ye edinildiğine göre katkı oranı 110.000/ 200.000 yani % 55 dir. Evin tasfiye tarihindeki değeri 300.000TL olduğuna göre enkleştirmede
kocanın kişisel malı 300.000×55/100 = 165.000 TL dir .
Kadının değer artış payının düşülmesi ve kocanın kişisel mallarının denkleştirilmesi sonucu evdeki artık değer 165.000+30.000=195.000TL, 300.000-
195.000=105.000TL.
Kocanın diğer edinilmiş malı otomobil ise tasfiye tarihinde 20.000TL
olup Artık değer toplam 125.000TL dir. İşte kadının artık değere katılma alacağı
125.000/2=62.500 TL dir.
bbb. Artık Değerin Paylaştırılması
Eşlerin müşterek olmayan çocukları ve onların alt soylarının saklı paylarını zedelememek koşuluyla artık değere katılmada mal rejimi sözleşmesiyle başka bir esas kabul edilebilir. Anlaşma yoksa aşağıdaki yasal usullerle paylaşma yapılır.
i.Artık Değerin Eşit Paylaşımı Esası
Her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibi olurlar(TMK. m.236/1). Defaatle ifade edildiği üzere bu katılma alacağıdır.
ii. Zina Veya Hayata Kast Nedeniyle
Boşanma Halinde Paylaştırma
Zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde hakim kusurlu eşin katılma alacağının azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir(TMK. m.236/2). Zina veya hayata kast nedeniyle katılma alacağının kaldırılması ya da azaltılması için bu nedenle verilmiş kesinleşmiş bir boşanma hükmünün bulunması gerekir. Diğer bir ifadeyle evlilik birliğinin sona ermesine ilişkin boşanma kararının TMK 161 veya 162 maddeleri uyarınca verilmiş olması gerekir.71 Zira madde metninde açıkça “zina veya hayata kast nedeniyle boşanma halinde”(TMK 236 /2) ifadesi kullanılmıştır.
iii. Artık Değerin Sözleşmeye Göre Paylaşılması
Artık değerin paylaşımında mal rejimi sözleşmesi ile yarı yarıya oranı değiştirilebilir. Velev ki bu anlaşma eşlerin ortak olmayan çocuklarının ve onların altsoylarının saklı paylarını zedelemiş olmasın(TMK 237).